Maç öncesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Maç öncesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Mart 2009 Pazar

Es-Es maçı başlıyor...


Maç başlıyor. Kadro dengeli. Bu maçı alırız.

19 Mart 2009 Perşembe

Kapalı, sisli, puslu....


Aslanlar gibi mücadele edeceğiz tabi ki. Şu oynasın, bu oynamasın demenin şu saatte pek gereği yok aslında. Her yerde yeterince yazıldı, söylendi. Tek bir şeye değineyim. M. Güven en güvenilmez futbolculardan biri defansın göbeğinde benim için. Hazır orta sahada iyi oynamaya başlamışken, kendine güveni de artmışken, tekrardan kariyerini sekteye uğratmak olur bu M. Güven’in. Semih’in kariyerini düşünmek kadar M. Güven’inkini de düşünmeliyiz. Tabi şunu da ekleyelim, asıl endişem Oliç ve Guerrero karşısında Mehmet’in çok yavaş kalacağı. Çevik bir vücut yapısı yok maalesef Mehmet’in. Sonuç peki? Bilmiyorum, en kuvvetli ihtimal Kewell ama hiç olmaması gereken bir durum bu. İlk maç başkaydı diyeyim sadece ayrıntıya girmeden. Serkan olabilir mi? Semih olmayacak diye açıklandığına göre en makul çözüm bu bence. Heyecan normal de, bu kadar gerginlik neyin nesi diye düşündüğümde bunlar geliyor aklıma. Gerginlik bu keşmekeşten kaynaklanıyor sanırsam. Ama bu puslu hava Kadıköy vapuruna bindiğinizde sizi karşılayan cinsten. Bir de tabi Martin Jol amca var. Tosun amcam seniii....

15 Mart 2009 Pazar

Hüseyin Avni Aker'de çizilen kader...

Ne Trabzon ne de Hamburg maçındaki defans kurgumuzu öngörebiliyorum şu anda. Futboldaki aritmetik dengeleri düşününce hiç kimse bu maçlarla ilgili çok rahat olmaz sanırım, nitekim ben de değilim. Ama söz konusu Galatasaray olduğunda tüm bunlara çok da bel bağlamamak gerek tabi ki.

Semih özelinde başlayalım yine. Üst üste söyledik aynı şeyi. Yazan yazdı, söyleyen söyledi. Semih için çok heyecanlandı bir çoğumuz. Hayatının fırsatı olabileceğini düşündük, Kaptan kendi kariyerine benzer bir kariyeri hediye etsin Semih'e diye hayaller kurduk. Ama hazır olduğuna ikna olmadı büyük ihtimalle Korkmaz, bu 18'lik delikanlının. Şimdi önümüzde Trabzon maçı var, Semih'in bu maça da ilk 11 başlamayacağına dair söylentiler var. Umarım Bülent Korkmaz bir şekilde kazanır bu genci ve Meira'nın yerine transferimiz olur gelecek sezon.
Puan cetvelinde üstündeki 4 takımdan 3'ü ile puan farkı 6-5-5 olmuşsa şampiyonluk Kaf Dağı'nın ardında demektir. Yani bugünkü mağlubiyetin şampiyonluk şansını sıfırlayacağını düşünüyorum. Bu şartlarda alınacak beraberliğe kimsenin itirazı olmasa da bağıra bağıra "Şampiyon Olacağız !!!" diyebilmek için kazanılması gereken bir maç. Şahsen az gollü bir maç bekliyorum. Trabzon ligin en mücadeleci takımlarından, üstelik Sivas gibi art niyetli bir futbol anlayışları da yok. Sivas mı Trabzon mu deseler 100 kere Trabzon derim.
Bu sezon lig şampiyonluğu, UEFA'nın yeni düzenlemeleriyle, altın değerinde. Lig ikincisi Şampiyonlar Ligi hayali filan kurmasın. Şampiyon olan ise direk katılacak. Bu sezon topladığımız katsayılarla seneye 3.torbadan girebiliriz kuraya, eğer şampiyon olabilirsek tabi. Net olarak bildiğim şudur ki: Ligin en kaliteli kadrosuna sahibiz ve bir takım 8-9 maçlık bir seri yakalayacaksa bu Galatasaray olmalı. Senden umudumuzu hiç kesmedik Galatasarayım...

12 Mart 2009 Perşembe

Stoper Sorunu...


Hakan Balta’yı stopere çektiğinizde neler oluyor? Bir kere Hakan müthiş bir fiziği olmasına rağmen, sert oynamayı bilmiyor. Daha açık konuşalım, Emre Aşık ne kadar gereksiz faul yapıyorsa Hakan da o kadar gerektiği yerde faul yapmayı bilmiyor. Bazen ustaca yapılan fauller çok şey belirliyor futbolda. Niye özellikle Hakan Balta’dan ve onun spesifik bir özelliğinden bahsettim? Çünkü Hamburg geride yapılan pas hatalarını çok iyi değerlendiriyor. Buradaki kilit isim ise aslında Mehmet Topal. Amiyane tabirle işin çöpçülüğünü yapan başka orta sahamız yok. Ayhan ve Barış tipik geçiş oyuncuları. Yani iyi basan ama direk top kapma ve pozisyon almada etkisiz oyuncular. Ayrıca daha da önemlisi Volkan da sol bek oynadığında o pozisyonda verimlilik bariz bir şekilde düşüyor.
Arda ve Kewell Hamburger SV’nin beklerine büyük üstünlük kurabilirler. Gol atmak gol yememekten daha önemli. Etkili bir futbol bekliyorum Galatasaray’dan ama bu tur için avantajlı bir skoru beklediğim anlamına gelmiyor maalesef.

6 Mart 2009 Cuma

"Harbi Genç" Semih


Bülent Korkmaz'ın futbol sahnesine çıkışına benzer bir çıkışı yapmasını çok istediğim futbolcudur kendisi. Açıkçası birkaç kez GS Tv'de izleyebildim Semih'i. Ama geçen sene Kalli'nin Semih sakatlandığında ortalığı ayağa kaldırmış olması benim için yeterli referanstır. Geçen sene Kalli'nin planlarındaydı Semih. İnşallah futbola bugün başlamış olacak bir bakıma.
O değil de Hakan Balta sen ne yaptın be abicim öyle.....???

1 Mart 2009 Pazar

"Ümit"lenmek, Kazanmak ...


Konya'daki maç çok mühim. İki nedenden. Birincisi; ligin üst kısmındaki aritmetik dengelerin ve Cimbom'un şampiyonluk şansının bu maçla belirlenecek olması. İkincisi ise Galatasaraylı oyuncuların niyetlerini görecek olmamız. Mantık olarak çok umutlu olmamam gerekirken- ki nedenlerinden biraz bahsedeceğim aşağıda- iyimser bir ruha haline sahibim yarınki maçla ilgili. (Perşembe'nin karşı konulmaz etkisi ile bulutların üstünde miyim acaba hala?)

Nasıl oynamalıyız bu maçta? Bir kere şu kesin ki Mehmet Topal yoksa biraz karanlık demektir önümüz. Bu maçta da perşembe olduğu gibi Kewell, Arda, Lincoln ve hatta Baros topu kovalayacaklar, gerektiğinde kademe yapıp takım savunmasını rahatlatacaklar mı? Öyleyse ortada Ayhan ve Barış gibi tam manada süpürücü olmayan oyuncularla, ve de daha önemlisi Meira-Emre gibi ağır bir defansla bile olsak geride çok boşluk bırakmadan oynayabiliriz. Ama bu ekstra motivasyonla Bordeaux maçına özgüydü bence ve işin kötüsü onun yorgunluğu da hissedilecek yoğun olarak.(ki o maçın 70'inde başlamıştı bile yorgunluk.) Bakarsınız ilerdeki dörtlüden biri yine yedek başlar, hangisi mi? Kewell sanırım. Ama Kewell'ı göremeyince şevkim kırılıyor bu sezon, olmalı be Kewell!!! O olmazsa kuvvetle muhtemel Mehmet Güven'i görürüz.

Bu kadar rezalet bir tabloya rağmen nerden geliyor bu iyimser ruh hali o zaman? Bilmiyorum, ama sanki kazanmaya alışmanın ilk evrelerindeyiz. Ne vaktimiz kalmııış, ne kredimiz. Kaptan bir an evvel yoluna koyabilir mi herşeyi? Zor, ama ümitliyim. İnanıyorum işte. Nelere kadirsin Cimbom? Sebebini anlamadan inandığım tek şeysin sanırım...

24 Şubat 2009 Salı

Sami Yen'deyiz çekirge !!!















Bir kere biletim yok bu maça, fena halde moralim bozuk.
Yeşil sahanın içerisi için öngörülerim şu şekilde:
Gourcuff'un gelmeyeceğini okudum az önce, bu durumda Diarra'nın yanında Fernando oynayacaktır orta sahada. Jussie ve Wendel ilk maçta da çok hızlı top getirmişlerdi yarı sahamıza fakat bu kez pas mesafelerinin 5-10 metre daha uzayacağını ve çok yer değiştiren iki forveti direk topla buluşturmayı deneyeceklerini düşünüyorum. İlk maçta kanatlardan seri, kısa paslarla gelmişler özellikle de duvar pasları ile defans dengemizi bozmaya çalışmışlardı. Bu kez forvetler topla buluştuğunda en büyük tehlike indirilecek toplarda orta sahadan sızabilecek Fernando'nun uzaktan şutları olabilir.( Ya da 18 civarında yapılacak duvar pasları.) Agresif ve dinamik bir orta sahanın Diarra - Fernando ikilisine üstünlük kuracağını düşünüyorum. (Ayhan, M. Topal, Barış üçlüsünün kaçı ortada oynayacaklar bilemiyoruz ama Lincoln'ün daha ilk maçtan kesik yemesi sürpriz olur. Ancak gerek içinde bulunduğu durum gerek kişilik yapısı itibariyle Lincoln'un silik kalması ve oyundan çıkması çok muhtemel.)
Galatasaray'da ise henüz kimin bu maça nasıl baktığını ve nasıl hazırlandığını, daha doğrusu gelişmelerden kimin nasıl etkilendiğini kestiremiyorum. Tek öngörüm yukarda belirttiğim üzere Lincoln ile ilgili. Tek emin olduğum şey ise Bordeaux'un daha önce Ali Sami Yen'e gelmediği...

Saha dışı ile ilgili ise iki büyük Galatasaraylının sözlerini hatırlamakta fayda var sanırım;

"Galatasaray'ın adının olduğu yerde her zaman umut vardır" Gheorghe Hagi

"
Galatasaray’ın suyunu içen herkesin önünde bir sonsuzluk var. Bu formayı giyen herkes, her zaman en uca kadar gitmek istiyor." Murat Özyer